Karıncadaki
Mucizeler
Çağımızdaki büyük şehirler,
milyonlarca insanın bir araya
gelmesiyle kurulmuştur.Toplumda
huzur ve güvenin sağlanması içinse,
her zaman kanunlara ve kurallara
ihtiyaç olmuştur.Aksi taktirde
düzeni sağlamak
imkansızdır.Çağımızdaki toplumsal
yaşamın başka bir gerçeği
bireyselliktir.Toplumdaki her
bireyin kendine göre amaçları ve
planları vardır.Çoğu birey
öncelikle kendi çıkarlarını
düşünür.Toplumun ve diğerlerinin
çıkarları genellikle ikinci
plandadır.Bu bencil ahlak yüzündende
dünyanın dört bir yanında yoksul,aç
ve evsiz insanlar vardır.Şimdi biran
için dev bir şehir hayal edelim.Bu
şehirde yüz binlerle birey
yaşasın.Ama burada hiç kimse kendi
çıkarını düşünmesin.Tam aksine
içinde yaşadığı toplumun ve diğer
bireylerin çıkarlarını ön planda
tutsun.Herkes çok büyük bir
fedakarlıkla, öne geçme hırsı
olmadan çalışsın.Bireyler o kadar
özverili olsunlar ki düzeni sağlamak
için hiçbir kanuna ve yaptırıma
ihtiyaç olmasın.Ve hiçbir karmaşa
yaşanmasın.Böyle bir topluluk
insanın hayal gücü sınırlarını
aşıyor olabilir.Ancak gerçekte
dünyada böyle bir topluluk
vardır.Hem de dünyanın hemen her
yerinde.Bu mucizevi topluluğu
oluşturan canlılarsa
karıncalardır.Karıncalar yüz
binlerce, kimi zamanda milyonlarca
bireyin oluşturduğu koloniler
halinde yaşar.Bu kolonide herkes
kendi üzerine düşen görevi eksiksiz
olara yerine getirir.Hiçbiri
bulunduğu konumu, yaptığı işin
niteliğini problem edinmez.Önemli
olan içinde yaşadığı koloninin
devamlılığıdır.Bunun için gerekirse
hiç tereddüt etmeden hayatını feda
eder.Bu toplumda aç veya bir
barınağı olmayan bir bireye
rastlayamazsınız.Çünkü karıncalar
arasında büyük bir
dayanışma,işbirliği ,fedakarlık ve
paylaşma vardır.Bir su damlası bile
paylaşılır.Toplanan yiyecekler de
yine paylaşabilmek için yuvada
biriktirilir.Karıncalar arasında
bencillik kesinlikle görülmez.Hiçbir
karınca başıboş değildir.Her biri
dev bir organizasyonun işleyen bir
parçasıdır.Her biri organizasyonun
kendi dışındaki kısmına sıkı sıkıya
bağlıdır.Karıncalar insanlardan çok
daha üstün olan sosyal yaşamları ve
toplum örgütlenmeleriyle Allah’ın
yeryüzündeki yaratma sanatının
delillerinden birini oluştururlar.
Şimdi bazı karınca türlerini
inceleyelim ve bu küçük canlılar
üzerinde tebellüğ eden yaradılış
mucizelerini hep birlikte
görelim. Dokumacı karıncalar, 6 mm
uzunluğundaki dokumacı karıncalar
kendi yuvalarını kendiler yapar.Yuva
inşaatı mucizevi bir işbirliği
sayesinde gerçekleştirilir.Yuva
yapımında kullanılan ana malzeme
yapraklardır.İlk aşama yaprakları
birleştirebilmek için onları bir
araya getirmektir.Bunun için işçi
karıncalar birbirine tutunarak,
canlı bir zincir oluştururlar.Ve
yaprağın diğer ucunu kendilerine
doğru çekerler.En şaşırtıcı teknik
burada kullanılır.İşçi karınca bir
larvayı ,yani henüz dünyaya gelmemiş
kız kardeşini taşıyor.Onu getirdiği
yer tam yaprakların birbirlerine
yapıştırılacağı kısım.Ve larva
birden yapışkan bir ipek salgılamaya
başlıyor.İşçi karıncada bu minik
tutkal tabancasıyla da yapraklar
arasında mekik dokuyor ve yaprakları
birbirine kaynaklıyor.Yetişkin
karıncalar tutkal olarak kullanılan
ipeği üretemezler.Minik larva kendi
ihtiyacı olan bütün ipeği koloninin
geleceği için feda eder.Bu yüzden
hiçbir zaman gelişimini tamamlayıp
sağlıklı bir karınca olamaz.Ancak bu
fedakarlığı karşılıksız kalmaz.İşçi
karıncalar larvaya yuvanın içinde
ömrünün sonuna kadar
bakarlar.Yaprakları dikmek büyük bir
işbirliği gerektirir.Bu yüzden bazı
işçiler içeriden, bazılarıysa
dışarıdan aynı anda çalışır.Bu
sayede yapraklar son derece sağlam
bir şekilde birbirlerine
kaynaklanır.Ortaya çıkan yapılar
inşaat tekniği,sağlamlık ve kullanım
kolaylığı açısından birer
mühendislik harikasıdır.Karıncalar
herhangi bir denetleme ve yönetime
ihtiyaç duymadan yaprakları
birbirine hangi noktalardan
ekleyeceklerini ve ipek iplikleri
nereden geçireceklerini mucizevi bir
şekilde bilirler.İşte bu yüzden
bilim adamları bu küçük canlıların
tek bir beyin gibi hareket
etmelerini büyük bir mucize olarak
nitelendirmektedir.Akıl sahibi
olmayan, başlarında kendilerini
yönlendiren bir yöneticileri
bulunmayan bu küçük canlıların hep
birlikte ortak bir amaç uğruna
çalışmaları ve son derece akılcı bir
plan dahilinde hareket etmeleri
onları yönlendiren ve onlara hakim
olan bir irade olduğunu
gösterir.İşte bu Allah’ın canlılar
üzerindeki hakimiyetidir.Bir Kuran
ayetinde Allah şöyle buyurur; Allah,
yedi göğü ve yerden de onların
benzerini yarattı.Emir, bunların
arasında durmadan iner ; Sizin
gerçekten Allah’ın ilmiyle her şeyi
kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz
için.
Karınca Yumurtası Yağı
Yapılan araştırmalar, karıncaların
organizasyonları hakkında bilim
adamlarına çok ilginç bazı gerçekler
göstermiştir.Laboratuar ortamında
incelenen karıncalar şaşırtıcı
davranışlarda bulunmuşlardır.Örneğin
yuvalarını sağlamlaştırmaları
gerektiğinde karıncalar yuvanın
girişinde inşaat mühendisliğinde
istinat duvarı olarak adlandırılan
ve yapıların dayanıklılığını
arttıran bir duvar inşa etmeye
başlamışlardır.Her karınca kendi
boyutuna göre birer kaya
büyüklüğünde bulunan kum tanelerini
teker teker duvarın oluşturulacağı
yere taşımıştır.Her karınca mucizevi
bir şekilde hem bir işçi hem de
duvarın projesini bilen bir mühendis
gibi hareket ederek taşları doğru
şekilde yerleştirmiş ve duvarı
oluşturmuştur.İnsanlar binlerce
yıldır tarım yapar.Dünya nüfusunun
gıda ihtiyacının büyük bir bölümü
bu sayede karşılanır.İnsanlar
verimli tarım için değişik
tekniklerde kullanırlar.Bilim
adamları verimi arttırmak için
ilaçlama ve kimyasal gübreler gibi
yöntemler geliştirmiştir.Ayrıca inşa
ettikleri seralarda her mevsim ürün
elde etmeyi başarmışlardır.Ancak
insanlardan çok daha uzun bir
zamandır tarımla uğraşan ve bu
tekniklerin hepsini çok daha uzun
zamandır uygulayan bir canlı
vardır.Şimdi bu canlıyı yakından
tanımak için Amazon ormanlarının
derinliklerine bir yolculuk yapalım.
Yaprak kesen karıncalar milyonlarca
yıldır tarım yaparlar.Hem de bu
zahmetli işi yine benzersiz bir iş
bölümü ve planlama sayesinde aşama
aşama gerçekleştirirler.Üretim
zincirinin ilk halkası yuvanın
dışında görev yapan işçi
karıncalardır.Bu karıncalar gece
gündüz hiç durmadan ormandaki
ağaçların ve yabani bitkilerin
yapraklarını keserler.İkinci iş
kestikleri yaprakları yuvaya
taşımaktır.Karıncalar yaprak
parçalarını birer yelken gibi
tutarak yuvalarına taşırlar.Bu küçük
işçiler insanın tahmin
edebileceğinden çok daha
güçlüdür.Bir karşılaştırma yapmak
gerekirse, karıncaların yaptığı iş
bir insanın sırtında 250 kg yük
olduğu halde 1 km’yi 2,5 dakika’da
koşmasına benzer.Böyle zor bir işi
hiçbir insan başaramaz.Karıncalar
şaşırtıcı derece planlı ve organize
çalışırlar.Tarım yapabilmeleri için
yuvaya yaprak taşımak
zorundadırlar.Bu yüzden taşıma
işleminin aksamaması
gerekir.Karıncalarda taşımayı
kolaylaştırmak için çok şeritli
karayolları inşa ederler. Daha da
ilginç olan tıpkı insanlarda olduğu
gibi bu karayollarının bakımından ve
onarımından sorumlu bir
organizasyonun bulunmasıdır. İşte
görevli bir
karınca yolun üstündeki
engelleri temizliyor. Karıncaların
organizasyonlarında insanın hayal
gücünü aşan olaylar gerçekleşir.Bu
işler sırasında yaklaşık 500 bin
karınca tek bir beyin gibi hareket
eder. Ve bu dev organizasyon çok
büyük bir ağacın yapraklarını kesip
yuvaya taşıyabilir. Karıncalar her
türlü bitkiyi, hatta çiçekleri bile
bıkmadan ve yorulmadan
keserler.Karınca’nın boyutu insana
göre düşünüldüğünde kestiği yaprağın
büyüklüğü de kalın ve geniş bir ağaç
plakası yada ağaç gövdesi
gibidir.İnsanlar ağaç kesebilmek
için özel aletler kullanır.Peki
karınca
yumurtası yağı bu işi nasıl başarır.Cevap
yine açık bir yaratılış mucizesini
ortaya çıkarır.Çünkü Allah yaprak
kesen karıncaya tasarım harikası bir
kesme mekanizması vermiştir.Bu
kesme mekanizması iki ayrı bıçaktan
oluşur.Bıçakların üzeri ekstra
keskinlik sağlaması için çinkoyla
kaplanmıştır.Kesme mekanizmasında
şaşırtıcı bir sistem daha
vardır.Karıncanın kafasının hemen
altında bulunan özel bir organ
yüksek frekanslı ses dalgaları
yayar.Bu sesler bıçaklar üzerinden
yaprağa iletilir.Ses dalgaları
yaprağı daha kırılgan ve kolay
kesilebilir hale getirir.Bu sistem
dahiyane bir tasarımdır.Şimdi bu
sistemin yapısı üzerinde biraz
düşünelim.Daha keskin bir bıçak
yapmak için metalin üzerini özel
alaşımlarla kaplamak, insanlarında
kullandığı bir yöntemdir.Ancak bunu
yapan insanlar akıl ve bilinç sahibi
varlıklardır.Bu sistem
laboratuarlarda özel çalışmalardan
sonra geliştirilmiştir.Oysa
karınca
çinko diye bir maddenin
varlığından haberdar
değildir.Bıçaklarının bu maddeyle
kaplanmış olduğunu da
bilemez.Karınca yumurtası yağının kesme
mekanizmasının üzerinde bulunan
hücreler bıçağın üzerini mucizevi
bir şekilde çinkoyla kaplarlar.Bu
küçücük canlının bedeninde çok
akılcı bir tasarım
bulunmaktadır.Benzer bir durum, ses
dalgaları sayesinde yaprağın kolay
kesilmesini sağlayan sistem içinde
geçerlidir.Karınca yüksek frekanslı
ses dalgalarının bir maddeyi daha
kırılgan hale getirdiğini kesinlikle
bilemez.Kuşkusuz böylesine kompleks
bir sistem tesadüfen ortaya çıkmış
olamaz.Bu mükemmel sistemin
varlığının tek bir açıklaması
vardır.Sistem bilinçli olarak
yaratılmıştır.Karıncaları Allah var
etmiştir ve bu mucizevi kesim
mekanizmalarıyla birlikte, tüm
özelliklerini de onlara Allah
vermiştir.Bir Kuran ayetinde şöyle
buyrulur; Rabbim ilim bakımında her
şeyi kuşatmıştır.Yine de öğüt alıp,
düşünmeyecek misiniz?
Yaprak kesen karıncaların yuvaları
beş metre derinlikte ve yedi metre
genişlikte olabilir.Karıncalar
yuvanın içine yüzlerce tünel ve oda
inşa ederler.Yaklaşık 40 ton toprak
kazılır ve dışarı taşınır.Yuvanın
mimarisi ayrı bir yaradılış
mucizesidir. Karıncalar ağaçlardan
kestikleri bu yaprakları
yemezler.Çünkü karıncalar yalnızca
özel bir mantar türüyle
beslenirler.Peki karıncalar
yemedikleri bu yapraklarla ne
yapacaklardır.Cevap çok
ilginçtir.Karıncalar tarım
yapabilmek için bu yaprakları ham
madde olarak kullanacaklardır.Ve bu
hammadde sayesinde mantar
yetiştireceklerdir.Bu amaçla yuvanın
içine yüzlerce mantar çiftliği
kurarlar.Çiftliğin sıcaklığı,nemi ve
büyüklüğü mantar yetiştirmek için
karıncalar tarafından özel olarak
ayarlanmıştır.Tıpkı insanların her
mevsim tarım yapabilmek için
kullandıkları seralar gibi.İşçi
karıncalar kestikleri yaprakları
mantar çiftliklerinde görev yapan
karıncalara teslim
ederler.Yapraklarını teslim alan
karıncalar görevlerine başlamadan
önce yaprakları dezenfekte
ederler.Bunun çok önemli bir sebebi
vardır.Yabancı bir mantar yada bir
bakterinin yuvaya girmesi büyük
zararlara yol açabilir.Bu durum
özellikle 500 bin karıncanın
yaşadığı kolonide salgın hastalık
tehlikesi demektir.Ancak Allah
karıncaları bu tehlikeden koruyacak
çok özel bir sistem
yaratmıştır.Karıncanın bedeninden
antibiyotik özellik gösteren bir
madde salgılanır.Karıncalar
yaprakları ağızlarıyla dezenfekte
ediyorlar.Bu işlemin sonunda
yaprağın üzerinde hiç bakteri
kalmıyor.İnsanlarda tıpkı karıncalar
gibi bakterilere karşı
savaşırlar.Bunun için
laboratuarlarda antibiyotik maddeler
üretirler.Oysa karıncaların ürettiği
antibiyotik çok daha güçlüdür.Ve bu
maddeyi milyonlarca yıldır
kullanırlar.Elbette bu küçük
canlılar bakterilerden ya da
bakterilerin üremesini engelleyecek
antibiyotiklerden haberdar
değildirler.Ancak Allahın yarattığı
bu mükemmel sistem sayesinde ne
karıncanın yaşadığı ortamda, ne de
vücudunun üzerinde zararlı tek bir
bakteri dahi barınamaz.Karıncalar
dezenfekte etme işlemini bitirdikten
sonra hep birlikte yaprakları
parçalamaya başlarlar.Yapraklar
küçük parçalara ayrıldıktan sonra
görev sırası en küçük karıncalara
gelir.Bu karıncalar 2 mm boyunda
yani bir kum tanesi
büyüklüğündedir.Ve bütün ömürlerini
bu yeraltındaki küçük odacıklarda
geçirirler.Yaprak parçacıklarını
iyice çiğneyerek lapa haline
getirirler ve üretim tarlasının
zeminine yayarlar.Sonra bu lapanın
üzerine mantar mayalarlar.24 saat
içinde yaprakların yeşil rengi
tamamen kaybolmuştur.Bir gün sonrada
yaprak lapalarının üzeri büyüyen
bembeyaz mantar tabakalarıyla
örtülmüştür.Sonunda karıncaların
yiyebileceği besin elde
edilmiştir.Ve hasat hemen başlar.Hasatı
yapan karıncalar kendileri değil,
öncelikle diğer arkadaşlarını
düşünürler.Ve kestikleri mantarları
hasat odalarının dışına işçi
karıncalara taşırlar.İşte hasatçı
bir
karınca mantardan elde ettiği
besleyici sıvıyı yuvanın bir başka
yerinde görev yapan işçi karıncaya
ikram ediyor.Bu yöntemle dışarıda
çalışan yaprak kesicilerden,
yaprakları lapa haline getiren
çiğneyicilere kadar bütün
karıncalara ihtiyaçları olan besin
verilir.500 bin karınca muhteşem bir
dayanışma ve işbirliği içinde 365
gün, 24 saat hiç durmaksızın çalışır
ve üretim yapar.Bütün mantarlar
toplandıktan sonra geride yaprak
artıkları kalır ve bunların
temizlenmesi gerekir.İşçiler her
parçayı teker teker taşıyarak,
üretim odasını tamamen
temizlerler.Artıklar yuvanın
uzağında boş bir alana atılır.Bu
çalışkan canlılar için dinlenmek ve
şikayet etmek gibi bir kavram
yoktur.Kolonide başka görevleri
olanlar vardır.Örneğin yuvanın
savunması güçlü,cesur ve fedakar
asker karıncalar tarafından
yapılır.Yuvaya yaklaşan bir insanın
ayak sesinde dahi askerler dışarı
fırlar.Bu dev askerler kolonideki
diğer karıncalarda 300 kat daha
ağırdır.Ve yuvanın etrafındaki
yabancı her şeye saldırırlar.Yuvaya
yaklaşan insanın ayakkabılarını ve
çoraplarını dahi ısırmaya
kalkarlar.Eğer kıskaçlarını bir kez
yabancı canlının etine geçirirlerse
bir daha bırakmazlar.Vücutlarının
diğer bölümleri zarar görse dahi,
kıskaçlarını açmazlar ve kendi
yaşamlarını kolonileri uğruna feda
ederler.Şüphesiz bu büyük bir
fedakarlık örneğidir.Yaprak kesen
karıncaların en büyük düşmanları
yaban arılarıdır.Karınca güçlü
kıskaçları sayesinde bir yaban
arısına karşı rahatlıkla
savaşabilir.Ancak yaprak taşırken
kıskaçları yaprağı tuttuğu için ani
bir saldırı karşısında savunmasız
kalacaktır.Peki yaprak taşıyan bir
karıncanın güvenliği nasıl sağlanır
? Bu sorunun cevabı karınca
kolonisindeki dayanışmayı bir kez
daha ortaya çıkarır.Yaprakların
üzerindeki işçi karıncaların görevi,
yaprak taşıyan karıncaları muhtemel
hava saldırılarına karşı korumak.Bir
arı saldırısı karşısında bu küçük
karınca güçlü kıskaçlarıyla ilk
savunmayı yapacak ve yaprağı taşıyan
karıncanın gafil avlanmasını
engelleyecektir.Bu küçük karınca hem
çok akılcı bir savunma taktiği
uygulamakta ve hem de yaprak kesen
karınca için kendi hayatını
tehlikeye atmaktadır.Şüphesiz buda
büyük bir dayanışma örneğidir.
Karıncalar
mükemmel bir şekilde organize
olurlar.Ancak yinede kendi
aralarında bir hiyerarşi yoktur.Ve
hiçbir karınca koloniyi organize
etmemektedir.Ancak buna rağmen her
karınca mucizevi bir şekilde hangi
işi yapması gerektiğini bilir.Görev
dağılımı karıncalar dünyaya gelmeden
yapılmıştır.Ve karıncalar
görevlerini en iyi şekilde yerine
getirirler.Ve bu durum yalnızca
yaprak kesen karıncalarda değil,
bütün karınca türlerinde
görülür.Karıncaların sahip oldukları
bu özellikler Charles Darwin’in
evrim teorisinin çürüttüğünü bir kez
daha ortaya koymaktadır.Bilindiği
gibi evrim teorisi yeryüzündeki
bütün canlıların kör tesadüfler
sonucunda meydana geldiğini
savunur.Ancak hiçbir tesadüf
karıncalara sahip oldukları
yardımlaşma, fedakarlık, disiplin ve
planlama yapabilmek gibi özellikleri
kazandıramaz.Hiçbir tesadüf 500 bin
karıncanın her birinin ortak bir
amaç uğruna hareket etmesini
sağlayamaz.Evrim teorisi canlıların
hayatlarının devamı için
birbirleriyle kıyasıya mücadele
ettiklerini iddia eder ve bunun
evrimin temel mekanizması olarak
kabul eder.Bu durumda evrim teorisi
fedakarlık ve paylaşma üzerine
kurulu karınca topluluğunun nasıl
var olduğunu hiçbir şekilde
açıklayamaz.Diğer bir taraftan evrim
teorisi canlıların sahip oldukları
özellikleri mutasyonların meydana
getirdiği değişiklikler sonucunda
aşama aşama kazandıklarını öne
sürer.Bu durumda karıncalarında
sahip oldukları sosyal düzeni aşama
aşama oluşturmakları gerekmektedir
ki bu imkansızdır.Çünkü karınca
kolonisi farklı görevlere sahip
karıncalardan oluşmaktadır.Ve bu
görevlerden tek bir tanesinin dahi
yerine getirilmemesi koloninin sonu
olacaktır.Örneğin tarım yapan
karıncaları ele alalım.Eğer asker
karıncalar yuvayı savunmasa, işçi
karıncalar yaprak kesmese,bu
yaprakları taşımak için otoyollar
inşa edilmese, dev yuvalar iş
birliği içinde yapılmasa, yuvaya
getirilen yapraklar teker teker
temizlenmese, çiğneyici karıncalar
yaprakları öğütmese yada lapacı
karıncalar mantar mayalaması
yapmasa, yapılan diğer işlerin
hiçbiri bir işe yaramaz ve
karıncalar mantar yetiştiremezler.Bu
da kolonideki bütün karıncaların
açlıktan ölmesi anlamına
gelir.Detaya inildiği zaman sistemin
ne kadar planlı bir şekilde
kurulduğu daha iyi bir şekilde
anlaşılır.Örneğin yaprak kesen
karıncaların bıçaklarına kaplanmış
çinko maddesi bulunmasa, koloniyi
bakterilerden koruyan özel
antibiyotik maddeyi bedenlerinde
üretmeseler, yuvanın içindeki nem ve
ısı özel olarak ayarlanmasa ve bütün
karıncalar böylesine büyük bir
disiplin içinde hareket etmeseler,
karıncaların sahip oldukları diğer
özelliklerin hiçbir anlamı olmayacak
ve bütün karıncalar kısa bir süre
içinde yok olacaklardır.Çünkü koloni
ancak tüm bu özellikleriyle birlikte
var olursa yaşamını
sürdürebilmektedir.Buda karıncaların
sahip oldukları özelliklerini aşama
aşama kazanmadıklarını yani
evrimleşmediklerini gösterir.Aksine
karıncalar burada incelediğimiz
mükemmel yapıları ve daha pek çok
özellikleriyle birlikte tek bir anda
yaratılmışlardır.Karıncaların tüm bu
kusursuz özelliklerle
yaratıldıklarının bir başka önemli
delilide fosil kayıtları
incelendiğinde ortaya çıkar.80
milyon yıllık karınca fosili ile
günümüzdeki karıncalardan hiçbir
farkı yoktur.Bu durum karıncaların
yeryüzünde bugünkü yapılarıyla
aniden ortaya çıktıklarını ve
günümüze dek hiçbir evrim
geçirmediklerini kesin olarak
ispatlamaktadır.Kısacası karıncalar
evrimleşerek ortaya
çıkmamışlardır.Karıncaları kusursuz
vücut yapıları ve sahip oldukları
tüm sosyal sistemle birlikte Allah
yaratmıştır.Şimdi bu bilgiler
ışığında bir kez daha düşünelim ve
bazı sorular soralım.
Karıncalar
sahip oldukları bütün bu özellikleri
nasıl kazanmışlardır?
Karıncalar
arasındaki iş bölümünü kim
yapmıştır?
Nasıl olurda
her karınca doğduğu andan itibaren
yapması gereken işi ve görevi bilir?
Asker
karıncalar kendi hayatlarını feda
etmeyi niçin göze alırlar?
Akıl sahibi
olmayan bu canlılar nasıl olurda
insanlardan çok daha organize ve
sosyal bir topluluğa sahip
olabilirler?
500 bin karınca
nasıl olurda ortak bir amaç için tek
bir beyin gibi hareket edebilir?
Bu sorular bizi
çok önemli bir gerçeğe götürür.Akıl
sahibi olmayan bu küçük canlıların
başardığı işler onları Allah’ın
yarattığının ve sahip oldukları
özellikleri kendilerine Allah’ın
verdiğinin açık bir
delilidir.Allahın kudreti ve yaratma
sanatı her canlıda ortaya
çıkmaktadır.Karıncalarda Allah’ın
yaratma sanatının yeryüzündeki
sonsuz sayıdaki tecellilerinden
biridir.Bir Kuran ayetinde Allah
şöyle buyurur; Göklerde ve yerde
bulunanlar O’nundur; hepsi O’na
‘’gönülden boyun eğmiş’’
bulunuyorlar. |