TALA | Tüy Dökücü Karınca Yumurtası Yağı

 
 

Tala Şişeleri Birarada

 
1 şişe ürün siparişi vererek ürünü deneyebilirsiniz. 2 şişe ürün siparişi verdiğinizde 5 YTL karlı çıkarsınız. 3 şişe ürün siparişi verdiğinizde 10 YTL karlı çıkarsınız. 4 şişe ürün siparişi verdiğinizde 25 YTL karlı çıkarsınız.

Tala Ürünümüzü 5 Taksitle Alabilirsiniz...

 
   Karıncadaki MucizelerKarınca
Çağımızdaki büyük şehirler, milyonlarca insanın bir araya gelmesiyle kurulmuştur.Toplumda huzur ve güvenin sağlanması içinse, her zaman kanunlara ve kurallara ihtiyaç olmuştur.Aksi taktirde düzeni sağlamak imkansızdır.Çağımızdaki toplumsal yaşamın başka bir gerçeği bireyselliktir.Toplumdaki her bireyin kendine göre amaçları ve planları  vardır.Çoğu birey öncelikle kendi çıkarlarını düşünür.Toplumun ve diğerlerinin çıkarları genellikle ikinci plandadır.Bu bencil ahlak yüzündende dünyanın dört bir yanında yoksul,aç ve evsiz insanlar vardır.Şimdi biran için dev bir şehir hayal edelim.Bu şehirde yüz binlerle birey yaşasın.Ama burada hiç kimse kendi çıkarını düşünmesin.Tam aksine içinde yaşadığı toplumun ve diğer bireylerin çıkarlarını ön planda tutsun.Herkes çok büyük bir fedakarlıkla, öne geçme hırsı olmadan çalışsın.Bireyler  o kadar özverili olsunlar ki düzeni sağlamak için hiçbir kanuna ve yaptırıma ihtiyaç olmasın.Ve hiçbir karmaşa yaşanmasın.Böyle bir topluluk insanın hayal gücü sınırlarını aşıyor olabilir.Ancak gerçekte dünyada böyle bir topluluk vardır.Hem de dünyanın hemen her yerinde.Bu mucizevi  topluluğu oluşturan canlılarsa karıncalardır.Karıncalar yüz binlerce, kimi zamanda milyonlarca bireyin  oluşturduğu koloniler halinde yaşar.Bu kolonide herkes kendi üzerine düşen görevi eksiksiz olara yerine getirir.Hiçbiri bulunduğu konumu, yaptığı işin niteliğini problem edinmez.Önemli olan içinde yaşadığı koloninin devamlılığıdır.Bunun için gerekirse hiç  tereddüt etmeden hayatını feda eder.Bu toplumda aç veya bir barınağı olmayan bir bireye rastlayamazsınız.Çünkü karıncalar arasında büyük bir dayanışma,işbirliği ,fedakarlık ve paylaşma vardır.Bir su damlası bile paylaşılır.Toplanan yiyecekler de yine paylaşabilmek  için yuvada biriktirilir.Karıncalar arasında bencillik kesinlikle görülmez.Hiçbir karınca başıboş değildir.Her biri dev bir organizasyonun işleyen bir parçasıdır.Her biri organizasyonun kendi dışındaki kısmına sıkı sıkıya bağlıdır.Karıncalar insanlardan çok daha üstün olan sosyal yaşamları ve toplum örgütlenmeleriyle Allah’ın yeryüzündeki yaratma sanatının delillerinden birini oluştururlar. Şimdi bazı karınca türlerini inceleyelim ve bu küçük canlılar üzerinde tebellüğ eden yaradılış mucizelerini hep birlikte görelim. Dokumacı karıncalar, 6 mm uzunluğundaki dokumacı karıncalar kendi yuvalarını kendiler yapar.Yuva inşaatı mucizevi  bir işbirliği sayesinde gerçekleştirilir.Yuva yapımında kullanılan ana malzeme yapraklardır.İlk aşama yaprakları birleştirebilmek için onları bir araya getirmektir.Bunun için işçi karıncalar birbirine tutunarak, canlı bir zincir oluştururlar.Ve yaprağın diğer ucunu kendilerine doğru çekerler.En şaşırtıcı teknik burada kullanılır.İşçi karınca bir larvayı ,yani henüz dünyaya gelmemiş kız kardeşini taşıyor.Onu getirdiği yer tam yaprakların birbirlerine yapıştırılacağı kısım.Ve larva birden yapışkan bir ipek salgılamaya başlıyor.İşçi karıncada bu minik tutkal tabancasıyla da yapraklar arasında mekik dokuyor ve yaprakları birbirine kaynaklıyor.Yetişkin karıncalar tutkal olarak kullanılan ipeği üretemezler.Minik larva  kendi ihtiyacı olan bütün ipeği koloninin geleceği için feda eder.Bu yüzden hiçbir zaman gelişimini tamamlayıp sağlıklı bir karınca olamaz.Ancak bu fedakarlığı karşılıksız kalmaz.İşçi karıncalar larvaya yuvanın içinde ömrünün sonuna kadar bakarlar.Yaprakları dikmek büyük bir işbirliği gerektirir.Bu yüzden bazı işçiler içeriden, bazılarıysa dışarıdan aynı anda çalışır.Bu sayede yapraklar son derece sağlam bir şekilde birbirlerine kaynaklanır.Ortaya çıkan yapılar inşaat tekniği,sağlamlık ve kullanım kolaylığı açısından birer mühendislik harikasıdır.Karıncalar herhangi bir denetleme ve yönetime ihtiyaç duymadan yaprakları birbirine hangi noktalardan ekleyeceklerini ve ipek iplikleri nereden geçireceklerini mucizevi bir şekilde bilirler.İşte bu yüzden bilim adamları bu küçük canlıların tek bir beyin gibi hareket etmelerini  büyük bir mucize olarak nitelendirmektedir.Akıl sahibi olmayan, başlarında kendilerini yönlendiren bir yöneticileri bulunmayan bu küçük canlıların hep birlikte ortak bir amaç uğruna çalışmaları ve son derece akılcı bir plan dahilinde hareket etmeleri onları yönlendiren ve onlara hakim olan bir irade olduğunu gösterir.İşte bu Allah’ın canlılar üzerindeki hakimiyetidir.Bir Kuran ayetinde Allah şöyle buyurur; Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı.Emir, bunların arasında durmadan iner ; Sizin gerçekten Allah’ın ilmiyle her şeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için.
 Karınca Yumurtası Yağı
Yapılan araştırmalar,  karıncaların organizasyonları hakkında bilim adamlarına çok ilginç bazı gerçekler göstermiştir.Laboratuar  ortamında incelenen karıncalar şaşırtıcı davranışlarda bulunmuşlardır.Örneğin yuvalarını sağlamlaştırmaları gerektiğinde karıncalar yuvanın girişinde inşaat mühendisliğinde istinat duvarı olarak adlandırılan ve yapıların dayanıklılığını arttıran bir duvar inşa etmeye başlamışlardır.Her karınca kendi boyutuna göre birer kaya büyüklüğünde bulunan kum tanelerini  teker teker duvarın oluşturulacağı yere taşımıştır.Her karınca mucizevi bir şekilde hem bir işçi hem de duvarın projesini bilen bir mühendis gibi hareket ederek taşları doğru şekilde yerleştirmiş ve duvarı oluşturmuştur.İnsanlar binlerce yıldır tarım yapar.Dünya nüfusunun gıda ihtiyacının büyük bir bölümü  bu sayede karşılanır.İnsanlar verimli tarım için değişik tekniklerde kullanırlar.Bilim adamları verimi arttırmak için ilaçlama ve kimyasal gübreler  gibi yöntemler geliştirmiştir.Ayrıca inşa ettikleri seralarda her mevsim ürün elde etmeyi başarmışlardır.Ancak insanlardan çok daha uzun bir zamandır  tarımla uğraşan ve bu tekniklerin hepsini çok daha uzun zamandır  uygulayan bir canlı vardır.Şimdi bu canlıyı yakından tanımak için Amazon ormanlarının derinliklerine bir yolculuk yapalım. Yaprak kesen karıncalar  milyonlarca yıldır tarım yaparlar.Hem de bu zahmetli işi yine benzersiz bir iş bölümü ve planlama sayesinde aşama aşama gerçekleştirirler.Üretim zincirinin ilk halkası yuvanın dışında görev yapan işçi karıncalardır.Bu karıncalar gece gündüz hiç durmadan ormandaki ağaçların ve yabani bitkilerin yapraklarını keserler.İkinci iş kestikleri yaprakları yuvaya taşımaktır.Karıncalar yaprak parçalarını birer yelken gibi tutarak yuvalarına taşırlar.Bu küçük işçiler insanın tahmin edebileceğinden çok daha güçlüdür.Bir karşılaştırma yapmak gerekirse, karıncaların yaptığı iş bir insanın sırtında 250 kg yük olduğu halde 1 km’yi  2,5 dakika’da koşmasına benzer.Böyle zor bir işi hiçbir insan başaramaz.Karıncalar şaşırtıcı derece planlı ve organize çalışırlar.Tarım yapabilmeleri  için yuvaya yaprak taşımak zorundadırlar.Bu yüzden taşıma işleminin aksamaması gerekir.Karıncalarda taşımayı kolaylaştırmak  için çok şeritli karayolları inşa ederler. Daha da ilginç olan tıpkı insanlarda olduğu gibi bu karayollarının bakımından ve onarımından sorumlu bir organizasyonun bulunmasıdır. İşte görevli bir karınca yolun üstündeki engelleri temizliyor. Karıncaların organizasyonlarında insanın hayal gücünü aşan olaylar gerçekleşir.Bu işler sırasında yaklaşık 500 bin karınca tek bir beyin gibi hareket eder. Ve bu dev organizasyon çok büyük bir ağacın yapraklarını kesip yuvaya taşıyabilir. Karıncalar her türlü bitkiyi, hatta çiçekleri bile bıkmadan ve yorulmadan keserler.Karınca’nın boyutu insana göre düşünüldüğünde kestiği yaprağın büyüklüğü de kalın ve geniş bir ağaç plakası yada ağaç gövdesi gibidir.İnsanlar ağaç kesebilmek için özel aletler kullanır.Peki karınca yumurtası yağı bu işi nasıl başarır.Cevap yine açık bir yaratılış mucizesini ortaya çıkarır.Çünkü Allah yaprak kesen karıncaya tasarım harikası bir kesme mekanizması  vermiştir.Bu kesme mekanizması iki ayrı bıçaktan oluşur.Bıçakların üzeri ekstra keskinlik sağlaması için çinkoyla kaplanmıştır.Kesme mekanizmasında şaşırtıcı bir sistem daha vardır.Karıncanın kafasının hemen altında bulunan özel bir organ yüksek frekanslı ses dalgaları yayar.Bu sesler bıçaklar üzerinden yaprağa iletilir.Ses dalgaları yaprağı daha kırılgan ve kolay kesilebilir hale getirir.Bu sistem dahiyane bir tasarımdır.Şimdi bu sistemin yapısı üzerinde biraz düşünelim.Daha keskin bir bıçak yapmak için metalin üzerini özel alaşımlarla kaplamak, insanlarında kullandığı bir yöntemdir.Ancak bunu yapan insanlar akıl ve bilinç sahibi varlıklardır.Bu sistem laboratuarlarda özel çalışmalardan sonra geliştirilmiştir.Oysa karınca çinko diye  bir maddenin varlığından haberdar değildir.Bıçaklarının bu maddeyle kaplanmış olduğunu da bilemez.Karınca yumurtası yağının kesme mekanizmasının üzerinde bulunan hücreler bıçağın üzerini mucizevi bir şekilde çinkoyla kaplarlar.Bu küçücük canlının bedeninde çok akılcı bir tasarım bulunmaktadır.Benzer bir durum, ses dalgaları sayesinde yaprağın kolay kesilmesini sağlayan sistem içinde geçerlidir.Karınca yüksek frekanslı ses dalgalarının bir maddeyi daha kırılgan hale getirdiğini kesinlikle bilemez.Kuşkusuz böylesine kompleks bir sistem tesadüfen ortaya çıkmış olamaz.Bu mükemmel sistemin varlığının tek bir açıklaması vardır.Sistem bilinçli olarak yaratılmıştır.Karıncaları Allah var etmiştir ve bu mucizevi kesim mekanizmalarıyla birlikte, tüm özelliklerini de onlara Allah vermiştir.Bir Kuran ayetinde şöyle buyrulur; Rabbim ilim bakımında her şeyi kuşatmıştır.Yine de öğüt alıp, düşünmeyecek misiniz?

Yaprak kesen karıncaların yuvaları beş metre derinlikte ve yedi metre genişlikte olabilir.Karıncalar yuvanın içine yüzlerce tünel ve oda inşa ederler.Yaklaşık 40 ton toprak kazılır ve dışarı taşınır.Yuvanın mimarisi ayrı bir yaradılış mucizesidir. Karıncalar ağaçlardan kestikleri bu yaprakları yemezler.Çünkü karıncalar yalnızca özel bir mantar türüyle beslenirler.Peki karıncalar yemedikleri bu yapraklarla ne yapacaklardır.Cevap çok ilginçtir.Karıncalar tarım yapabilmek için bu yaprakları ham madde olarak kullanacaklardır.Ve bu hammadde sayesinde mantar yetiştireceklerdir.Bu amaçla yuvanın içine yüzlerce mantar çiftliği kurarlar.Çiftliğin sıcaklığı,nemi ve büyüklüğü mantar yetiştirmek için  karıncalar tarafından özel olarak ayarlanmıştır.Tıpkı insanların her mevsim tarım yapabilmek için kullandıkları seralar gibi.İşçi karıncalar kestikleri yaprakları mantar çiftliklerinde  görev yapan karıncalara teslim ederler.Yapraklarını teslim alan karıncalar görevlerine başlamadan önce yaprakları dezenfekte ederler.Bunun çok önemli bir sebebi vardır.Yabancı bir mantar yada bir bakterinin yuvaya girmesi büyük zararlara yol açabilir.Bu durum özellikle 500 bin karıncanın yaşadığı kolonide salgın hastalık tehlikesi demektir.Ancak Allah karıncaları bu tehlikeden koruyacak çok özel bir sistem yaratmıştır.Karıncanın bedeninden antibiyotik özellik gösteren bir madde salgılanır.Karıncalar yaprakları ağızlarıyla dezenfekte ediyorlar.Bu işlemin sonunda yaprağın üzerinde hiç bakteri kalmıyor.İnsanlarda tıpkı karıncalar gibi bakterilere karşı savaşırlar.Bunun için laboratuarlarda antibiyotik maddeler üretirler.Oysa karıncaların ürettiği antibiyotik çok daha güçlüdür.Ve bu maddeyi milyonlarca yıldır kullanırlar.Elbette bu küçük canlılar bakterilerden ya da bakterilerin üremesini engelleyecek antibiyotiklerden haberdar değildirler.Ancak Allahın yarattığı bu mükemmel sistem sayesinde ne karıncanın yaşadığı ortamda, ne de vücudunun üzerinde zararlı tek bir bakteri dahi barınamaz.Karıncalar dezenfekte etme işlemini bitirdikten sonra hep birlikte yaprakları parçalamaya başlarlar.Yapraklar küçük parçalara ayrıldıktan sonra görev  sırası en küçük karıncalara gelir.Bu karıncalar 2 mm boyunda yani bir kum tanesi büyüklüğündedir.Ve bütün ömürlerini bu yeraltındaki küçük odacıklarda geçirirler.Yaprak parçacıklarını iyice çiğneyerek lapa haline getirirler ve üretim tarlasının zeminine yayarlar.Sonra bu lapanın üzerine mantar mayalarlar.24 saat içinde yaprakların yeşil rengi tamamen kaybolmuştur.Bir gün sonrada yaprak lapalarının üzeri büyüyen bembeyaz mantar tabakalarıyla örtülmüştür.Sonunda karıncaların yiyebileceği besin elde edilmiştir.Ve hasat hemen başlar.Hasatı yapan karıncalar kendileri değil, öncelikle diğer arkadaşlarını düşünürler.Ve kestikleri mantarları hasat odalarının dışına işçi karıncalara taşırlar.İşte hasatçı bir karınca mantardan elde ettiği besleyici sıvıyı yuvanın bir başka yerinde görev yapan işçi karıncaya ikram ediyor.Bu yöntemle dışarıda çalışan yaprak kesicilerden, yaprakları lapa haline getiren çiğneyicilere kadar bütün karıncalara ihtiyaçları olan besin verilir.500 bin karınca muhteşem bir dayanışma ve işbirliği içinde 365 gün, 24 saat hiç durmaksızın çalışır ve üretim yapar.Bütün mantarlar toplandıktan sonra geride yaprak artıkları kalır ve bunların temizlenmesi gerekir.İşçiler her parçayı teker teker taşıyarak, üretim odasını tamamen temizlerler.Artıklar yuvanın uzağında boş bir alana atılır.Bu çalışkan canlılar için dinlenmek ve şikayet etmek gibi bir kavram yoktur.Kolonide başka görevleri  olanlar vardır.Örneğin yuvanın savunması  güçlü,cesur ve fedakar asker karıncalar tarafından yapılır.Yuvaya yaklaşan bir insanın ayak sesinde dahi askerler dışarı fırlar.Bu dev askerler kolonideki diğer karıncalarda 300 kat daha ağırdır.Ve yuvanın etrafındaki yabancı her şeye saldırırlar.Yuvaya yaklaşan insanın ayakkabılarını ve çoraplarını dahi  ısırmaya kalkarlar.Eğer kıskaçlarını bir kez yabancı canlının  etine geçirirlerse bir daha bırakmazlar.Vücutlarının diğer bölümleri zarar görse dahi, kıskaçlarını açmazlar ve kendi yaşamlarını kolonileri uğruna feda ederler.Şüphesiz bu büyük bir fedakarlık örneğidir.Yaprak kesen karıncaların en büyük düşmanları yaban arılarıdır.Karınca güçlü kıskaçları sayesinde bir yaban arısına karşı rahatlıkla savaşabilir.Ancak yaprak taşırken kıskaçları yaprağı tuttuğu için ani bir saldırı karşısında savunmasız kalacaktır.Peki yaprak taşıyan bir karıncanın güvenliği nasıl sağlanır ?  Bu sorunun cevabı karınca kolonisindeki dayanışmayı bir kez daha ortaya çıkarır.Yaprakların üzerindeki işçi karıncaların görevi, yaprak taşıyan karıncaları muhtemel hava saldırılarına karşı korumak.Bir arı saldırısı  karşısında bu küçük karınca güçlü kıskaçlarıyla ilk savunmayı yapacak ve yaprağı taşıyan karıncanın gafil avlanmasını engelleyecektir.Bu küçük karınca hem çok akılcı bir savunma taktiği uygulamakta ve hem de yaprak kesen karınca için kendi hayatını tehlikeye atmaktadır.Şüphesiz buda büyük bir dayanışma örneğidir.

Karıncalar mükemmel bir şekilde  organize olurlar.Ancak yinede kendi aralarında bir hiyerarşi yoktur.Ve hiçbir karınca koloniyi organize etmemektedir.Ancak buna rağmen her karınca mucizevi bir şekilde hangi işi yapması gerektiğini bilir.Görev dağılımı karıncalar dünyaya gelmeden yapılmıştır.Ve karıncalar görevlerini en iyi şekilde yerine getirirler.Ve bu durum yalnızca yaprak kesen karıncalarda değil, bütün karınca türlerinde görülür.Karıncaların sahip oldukları bu özellikler Charles Darwin’in evrim teorisinin çürüttüğünü bir kez daha ortaya koymaktadır.Bilindiği gibi evrim teorisi yeryüzündeki bütün canlıların kör tesadüfler sonucunda  meydana geldiğini savunur.Ancak hiçbir tesadüf karıncalara sahip oldukları yardımlaşma, fedakarlık, disiplin ve planlama yapabilmek gibi özellikleri kazandıramaz.Hiçbir tesadüf 500  bin karıncanın her birinin ortak bir amaç uğruna hareket etmesini sağlayamaz.Evrim teorisi canlıların hayatlarının devamı için  birbirleriyle kıyasıya mücadele ettiklerini iddia eder ve bunun evrimin temel mekanizması olarak kabul eder.Bu durumda evrim teorisi fedakarlık ve paylaşma üzerine kurulu karınca topluluğunun  nasıl  var olduğunu hiçbir şekilde açıklayamaz.Diğer bir taraftan evrim teorisi canlıların sahip oldukları özellikleri mutasyonların meydana getirdiği değişiklikler sonucunda aşama aşama kazandıklarını öne sürer.Bu durumda karıncalarında sahip oldukları  sosyal düzeni aşama aşama oluşturmakları gerekmektedir ki bu imkansızdır.Çünkü karınca kolonisi farklı görevlere sahip  karıncalardan oluşmaktadır.Ve bu görevlerden tek bir tanesinin dahi yerine getirilmemesi  koloninin sonu olacaktır.Örneğin tarım yapan karıncaları ele alalım.Eğer asker karıncalar yuvayı savunmasa, işçi karıncalar yaprak kesmese,bu yaprakları taşımak için otoyollar inşa edilmese, dev yuvalar iş birliği içinde yapılmasa, yuvaya getirilen yapraklar teker teker temizlenmese, çiğneyici karıncalar yaprakları öğütmese yada lapacı karıncalar mantar mayalaması yapmasa, yapılan diğer işlerin hiçbiri bir işe yaramaz ve karıncalar mantar yetiştiremezler.Bu da kolonideki bütün karıncaların açlıktan ölmesi anlamına gelir.Detaya inildiği zaman sistemin ne kadar planlı bir şekilde kurulduğu daha iyi bir şekilde anlaşılır.Örneğin yaprak kesen karıncaların bıçaklarına kaplanmış çinko maddesi bulunmasa, koloniyi bakterilerden koruyan özel antibiyotik maddeyi  bedenlerinde  üretmeseler, yuvanın içindeki nem ve ısı özel olarak ayarlanmasa ve bütün karıncalar böylesine büyük bir disiplin içinde hareket etmeseler, karıncaların sahip oldukları diğer özelliklerin hiçbir anlamı olmayacak ve bütün karıncalar kısa bir süre içinde yok olacaklardır.Çünkü koloni ancak tüm bu özellikleriyle birlikte var olursa yaşamını sürdürebilmektedir.Buda karıncaların sahip oldukları özelliklerini aşama aşama kazanmadıklarını yani evrimleşmediklerini gösterir.Aksine karıncalar burada incelediğimiz mükemmel yapıları ve daha pek çok özellikleriyle birlikte tek bir anda yaratılmışlardır.Karıncaların tüm bu kusursuz özelliklerle yaratıldıklarının bir başka önemli delilide fosil kayıtları incelendiğinde ortaya çıkar.80 milyon yıllık karınca fosili ile günümüzdeki karıncalardan hiçbir farkı yoktur.Bu durum karıncaların yeryüzünde bugünkü yapılarıyla aniden ortaya çıktıklarını ve günümüze dek hiçbir evrim geçirmediklerini kesin olarak ispatlamaktadır.Kısacası karıncalar evrimleşerek ortaya çıkmamışlardır.Karıncaları kusursuz vücut yapıları ve sahip oldukları tüm sosyal sistemle birlikte Allah yaratmıştır.Şimdi bu bilgiler ışığında bir kez daha düşünelim ve bazı sorular  soralım.

Karıncalar sahip oldukları bütün bu özellikleri nasıl kazanmışlardır?

Karıncalar arasındaki iş bölümünü kim yapmıştır?

Nasıl olurda her karınca doğduğu andan  itibaren yapması gereken işi ve görevi bilir?

Asker karıncalar kendi hayatlarını feda etmeyi niçin göze alırlar?

Akıl sahibi olmayan bu canlılar nasıl olurda insanlardan çok daha organize ve sosyal bir topluluğa sahip olabilirler?

500 bin karınca nasıl olurda ortak bir amaç için tek bir beyin gibi hareket edebilir?

Bu sorular bizi çok önemli bir gerçeğe götürür.Akıl sahibi olmayan bu küçük canlıların başardığı işler onları Allah’ın yarattığının ve sahip oldukları özellikleri kendilerine  Allah’ın verdiğinin açık bir delilidir.Allahın kudreti ve yaratma sanatı her canlıda ortaya çıkmaktadır.Karıncalarda Allah’ın yaratma sanatının yeryüzündeki sonsuz sayıdaki tecellilerinden biridir.Bir Kuran ayetinde Allah şöyle buyurur; Göklerde ve yerde bulunanlar O’nundur; hepsi O’na  ‘’gönülden boyun eğmiş’’ bulunuyorlar.

 

Tala Karınca Yumurtası Yağı resmi tanıtım ve tedarik merkezi http://www.karincayumurtasi.com | İletişim & Sipariş: 0 534 883 30 09